
İÇİMDEKİ ÇOCUK
Bir masal vardı. Babam her gece anlatırdı. Bir kız varmış, sabah uyanmış ve…. diye devam ederdi. Kızın adını hiç söylemezdi. Her gece bilirdim ben o gün ne yaşadıysam onu anlatırdı. Bilirdim ki o kız bendim ve masalın sonunda çıkarılan ders banaydı. Bilmezlikten gelmenin tadı ise bir başkaydı. O anlatırken merak edermiş gibi davranmak, hiçbir zaman ‘’aa baba o kız benim’’ deyip de masalın tadını bozmamak ve her seferinde masal sonrası uyumuş gibi yaparken babamın öpücüğünü hissetmek … işte tüm bunlar için değerdi! Varsın o masaldaki kız ben olayım varsın babam her masalın sonunda öğüdünü versin yeter ki huzurla uyuyayım.
Şimdi babama desem ki ‘’içimde bir çocuk var hadi her gece ona da masal anlat’’ anlatır mı dersin? ‘’Oyuncağını çalmışlar çok kırgın’’ desem faydası olur mu? Yoksa güler geçer mi? Anlatmak istese de anlatamaz ki zaten. İçimdeki çocuğun her gün ne yaşadığını bile bilmiyor. Bilmezse masal olmaz ki! Hatta bazen o çocuk hiç uyanmıyor. Günlerce,aylarca uyuyor. İçimdeki çocuk uyanmazsa , oyuncağını bulamazsa ve babam ona onun masalını anlatamazsa nasıl sevgiyle büyür! İçimdeki çocuk sevgisiz kalınca ben nasıl umutla bakarım yarına?!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder